🕰️ Köprüdeki Yanılsama
Blackfriars Köprüsü’nün üzerinde, Thames’in kirli sularından yükselen o meşhur sarımsı "Pea Souper" sisi, her şeyi bir rüya sahnesine çeviriyordu. Sör Alistair Montgomery Vance, yerde yatan kadının yüzündeki dantel peçeyi gümüş bastonunun ucuyla yavaşça kaldırdı. Gördüğü yüz, Whitehall’un balo salonlarını süsleyen Lady Gwendolyn’e ait değildi. Bu, yüz hatları sertleşmiş, elleri ağır işlerden nasır tutmuş ama üzerine Lady Gwendolyn’in en pahalı ipek pelerini örtülmüş bir yabancıydı.
Alistair, monoklunu düzelterek kadının kıyafetlerini inceledi. "Bir yem," diye mırıldandı. "Lady Gwendolyn, birinin kendisini takip ettiğini biliyordu ve bu talihsiz kadını kendi zırhı olarak kullandı. Ama neden?"
🗝️ East End’in Kirli İmzası
Mordant Clockwell, kadının kabarık eteklerinin ucundaki kurumuş lekelere parmağını sürdü. Kokladı ve yüzünü buruşturdu. "Bu sadece nehir çamuru değil, Sör," dedi Mordant, sesi bir karganın fısıltısı kadar pürüzlüydü. "Bu; Wapping’deki tabakhane atıkları, bayat bira ve ucuz kömür isinin karışımı. Bu çamur sadece tek bir yerde bu kadar yoğundur: East End’deki 'Penny Soup Kitchen' bölgesinde. Lady Gwendolyn, babasının devlet sırlarını korumak için aristokrasinin güvenli limanlarından vazgeçip, sefaletin kalbine sığınmış."
Alistair’in zihni bir saat mekanizması gibi işlemeye başladı. Pulun arkasındaki isim, bir suikast emriydi. "Lady Gwendolyn bir casus değil Mordant; o, babası Archibald Sterling’in ölümüne neden olan o sızıntıyı durdurmaya çalışan gizli bir müttefikti. Ve köprüdeki bu kadın, onun kaçabilmesi için kurban edildi."
🔬 Gazete Satıcısının Gölgesi
O sırada, sisin içinden bir ses yükseldi: "Extra! Extra! Saat Kulesi'ndeki Sırrı Okuyun!" Bu, Sterling’in ölmeden önce duyduğu iddia edilen o hayalet sesin aynısıydı. Mordant, hızla sesin geldiği yöne hamle yaptı ama sadece boş bir hansom cab’in sisin içinde kaybolan fenerlerini görebildi.
"O çocuk değil," dedi Mordant dişlerinin arasından. "O 'gazete satıcısı', boyu posu yerinde, yüzünü isle boyamış bir yetişkin. Whitehall’un en karanlık işlerini yürüten o gölge casus: 'The Linotype'."
Alistair, kadının elinde sıkıca tuttuğu o küçük metal kutuyu aldı. Kutunun üzerinde, Sterling’in çalışma odasındaki o uğursuz, ters yapıştırılmış pulun bir eşi duruyordu. "Saat kulesindeki saat durdu..." demişti ölen kadın. Alistair, cebinden gümüş köstekli saatini çıkardı. "Saat durmadı Mordant, saat ayarlandı. East End’deki o eski fabrika kulesi... Donanma planlarının mikro-fotoğraflarının teslimat yeri orası olmalı."
🍷 Cliffhanger: Durdurulan Zaman
Fayton hızla East End’in dar ve isli sokaklarına dalarken, havada asılı kalan ağır kükürt kokusu genizlerini yakıyordu. Eski saat kulesinin önüne vardıklarında, kulenin devasa yelkovanının normalden farklı bir açıyla durduğunu fark ettiler.
Kulenin paslı kapısından içeri girdiklerinde, yukarıdan gelen bir tartışma sesi yankılandı. Merdivenlerin başında, elinde bir gazete yığını tutan o sahte satıcıyı gördüler. Adamın ayaklarının dibinde ise, ağzı bağlanmış ve bir sandalyeye sabitlenmiş gerçek Lady Gwendolyn duruyordu. Ancak asıl dehşet verici olan, kulenin devasa dişli çarklarının arasına yerleştirilmiş, saat başı vurduğunda patlayacak şekilde ayarlanmış o badem kokulu düzinece cam tüptü.
Saat, on ikiye vurmak üzereydi. Yelkovan, tüpleri kıracak o son dişliye doğru kayarken, 'The Linotype' sisin içine doğru bir kahkaha bıraktı: "Sör Alistair, bazen zamanı durdurmak, bir hayatı kurtarmaktan daha zordur."



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder