14 Kasım 1888. Gece yarısını vuran çanlar, sisin nemli duvarlarına çarpıp boğularak yitiyordu.
Sör Alistair Montgomery Vance, gümüş saplı şemsiyesini St. Jude Yoksullar Evi’nin önündeki çamurlu kaldırıma vurduğunda, metalik ses boş sokakta yankılandı. Alistair için dünya, ondalık sayılardan ibaretti; ancak bu matematiksel zekası, kendi soğuk kalbinin insanlara duyduğu o derin tiksintiyi örtmeye yetmiyordu. Sağ eli, cebindeki gümüş mezurayı sıkarken titriyordu; düzensizlik, onun en büyük kabusuydu.
"Binanın nabzı tekliyor, Müfettiş Mordant Clockwell," diye mırıldandı Alistair, monoklunu düzeltirken. "Bu bir mimari hata değil, bir ahlak çöküntüsü."
Müfettiş Clockwell, deri eldivenli elleriyle fenerini havaya kaldırdı. Sisin içinde sadece Müdür Barnaby’nin odasından sızan soluk, sarı bir ışık görünüyordu. Madam Solandra Vex ise çoktan bir gölge gibi koridorun karanlığına karışmıştı. Vex, bir "Yas Tutucu" maskesinin ardında, parmak uçlarıyla duvardaki rutubeti ve kapı kollarındaki taze balmumu izlerini okuyordu.
Müdür Barnaby’nin odasına girdiklerinde, içerideki ağır tütün kokusu ve masadaki pahalı şeri şişesi, dışarıdaki yoksulların açlıktan gelen hırıltılarıyla ölümcül bir tezat oluşturuyordu. Barnaby, terli ellerini masanın altındaki çekmeceye saklamaya çalıştı ama nafileydi.
"Mezuram yanılmaz, Barnaby," dedi Alistair, masadaki mühürlü zarfa doğru eğilerek. "Zarfın üzerindeki 'Penny Red' pulu... 1.5 milimetre sola kaymış ve baş aşağı yapıştırılmış."
Barnaby’nin yüzündeki kan çekildi. Viktorya döneminin o gizli ve tehlikeli "Pul Dili"nde, Kraliçe’nin baş aşağı durması sadece bir işaret değil, bir darbe çağrısıydı.
Madam Vex, odanın köşesindeki gölgeden aniden belirdi. Elinde, üzerinde "Yetim Fonu" yazan ama içi boşaltılmış ağır bir deri kese tutuyordu. "Nedensellik, Müdür," dedi Vex’in buz gibi sesi. "Gece boyu boşalttığınız her kese, koridorlarda bıraktığım her ekmek kırıntısı isyanın yolunu çizdi. Tesadüf yok, sadece sizin açgözlülüğünüzün sonucu var."
O anda dışarıdan devasa bir kükreme yükseldi. Yoksullar Evi’nin sakinleri, Vex’in stratejik olarak bıraktığı yolsuzluk belgelerini ve boş erzak çuvallarını görmüşlerdi. Demir kapıların zorlanma sesi, Barnaby’nin son umudunu da kırıp attı.
Alistair, şemsiyesini Barnaby’nin titreyen boğazına dayadı. "Düzen, matematiksel bir kesinlik gerektirir. Siz denklemi bozdunuz ve şimdi sonuçlarıyla yüzleşeceksiniz."
Müfettiş Clockwell, Barnaby’yi yakasından tutup sürükleyerek dışarı çıkarırken, Alistair altın köstekli saatine baktı. Saat tam 03:00'ü vuruyordu. Newgate Hapishanesi’nin arabası sisin içinden, bir Azrail at arabası gibi belirdi. Vex ise isyancıların arasından bir hayalet gibi süzülüp cebindeki diğer balmumu kalıpla—asıl büyük suçlunun, Belediye Meclis Üyesi’nin mührüyle—gecenin karanlığına karıştı.




Gizemli bir yorum bırak
Yorum Gönder